“V” harfiyle başlayan kelimeler
205 kelime · içe aktarılan geniş listeden, henüz doğrulanmadı.
- vabeste
bağlı
- vacip
gerekli
- vade
mehil, mühlet
- vadeli hesap
vadeli pul
- vadeli mevduat
vadeli hesap
- vadeli pul
vadeli hesap
- vadi
alan, tarz, yol
- vahametli
vahim
- vahdaniyet
birlik
- vahdet
birlik, teklik
- vahi
boş, saçma
- vahim
ağır, ciddi, korkulu
- vahit
bir, birim, tek
- vahşet
korku
- vahşi
yaban, yabani, yamyam
- vahvahlanmak
yakınmak
- vaka
hadise, olay
- vakar
temkinlilik
- vakarlı
ağırbaşlı
- vakfe
duruş
- vakfedilmiş
mevkuf
- vakit
aralık, çağ, saat
- vakit kaybetmeden
hemen
- vakıa
gerçi, olay, olgu
- vakıf
para
- vâkıf olmak
bilmek, öğrenmek
- vaktizamanında
vaktiyle
- vakur
ağırbaşlı, ciddi, veznin
- vale
bacak, oğlan
- valf
vana
- valide
ana, anne
- valideyn
ebeveyn
- valilik
il, vilayet
- valiz
camedan
- valör
anlam, değer
- vandöz
satıcı
- vantilatör
fan, yelletke
- var
mevcut, olanca
- var olmak
çıkmak, durmak, yaşamak
- varak
yaprak
- varaka
varak
- varakpare
mektup, name
- vardırmak
götürmek
- varidat
gelir
- variyet
varlık
- varlanmak
palazlanmak
- varlı
zengin
- varlık
hayat, mal, mevcudiyet
- varlıklı
zengin
- varmak
çıkmak, dayamak, dayanmak
- varoluş
mevcudiyet
- varsayım
faraziye
- varsayımsal
farazi
- varsaymak
bilmek, saymak, tutmak
- varsıl
zengin
- varyemez
cimri
- vasat
muhit, orta, ortam
- vasati
ortalama
- vasi
kayyum
- vâsi
engin, geniş
- vasiyet
vasiyetname
- vasiyetname
vasiyet
- vasıf
mahiyet, nitelik
- vasıflar
evsaf
- vasıl olmak
çatmak, ulaşmak, varmak
- vasıta
anahtar, aracılık, araç
- vasıtacı
ara bulucu
- vasıtacılık
delalet
- vasıtalı
dolaylı
- vasıtalık
aracılık
- vasıtasız
doğrudan
- vatan
sıla, yurt
- vatandaş
tebaa, uyruk, yurttaş
- vatandaşlık
tabiiyet
- vatvat
yarasa
- vaveyla
çığlık, hay küy
- vazetmek
koymak
- vazgeçilmez
elzem
- vazgeçirmek
sökmek
- vazgeçme
ricat
- vazgeçmek
caymak, geçmek, terk etmek
- vazgelmek
vazgeçmek
- vazife
görev, işlev, ödev
- vaziyet
durum, hâl, konum
- vazıh
açık, aydın, aydınlık
- vazolunmak
konulmak
- ve
ma
- veba
kolera
- vebal
günah
- veca
ağrı
- veçhe
semt, taraf, yön
- vecibe
borç, ödev, vazife
- vecih
çehre, yüz
- veciz
aydın, kıssa
- veda etmek
vedalaşmak
- vedia
emanet
- vefalı
vefakâr
- vefasız
hayırsız
- vefasızlık
hıyanet
- vefat
ölüm
- vefat etmek
ölmek
- vehim
evham, kuruntu
- vehleten
ansızın
- vejetasyon
ur
- vekâlet
bakanlık, nazırlık
- vekil
bakan, milletvekili, sözcü
- vekillik
bakanlık, vekâlet
- veladet
doğum
- veledizina
piç
- velespit
bisiklet
- velet
çocuk, oğul
- velev
eğer, hatta, velevki
- velevki
velev
- veli
ermiş, mukaddes, pak
- velinimet
ana, halaskâr, hami
- veliyullah
veli
- velur
kadife
- velut
barlı, mahsullü, verimli
- veraset
irsiyet, kalıtım
- verdiş
teamül